11 Ocak 2026 Pazar

İstanbul’dan Krakow’a: İş Devri, Network ve Yeni Hedefler

11 Ocak 2026, Pazar sabahı… İstanbul’da müthiş bir yağmur ve fırtına eşliğinde kendimi havalimanında buldum. Gereksiz detayları atlayalım; istikamet Krakow, Polonya. Philip Morris’in finans için en büyük ortak hizmet merkezlerinden birine nihayet gitme fırsatı doğdu. Açık söyleyeyim, Lozan kadar hayalini kurduğum bir yer değil ama yurtdışına çıkmak, yeni bir şehir görmek her zaman iyi gelir. Hava koşulları mı? İndiğimde -3 derece, gün içinde -10 bekleniyor. Zamanlama harika değil belki ama olsun, değişiklik iyidir.

Bu seyahat öncesi denetim ve yıl kapanışı derken oldukça yoğun bir dönem geçirdim, dersimi pek çalışamadım. Neyse ki Krakow ekibi bana uzun bir “görülmesi gereken yerler” listesi hazırlamış. Ben de hafta sonu YouTube’dan birkaç gezi videosu izledim. Beklentim düşük, soğuk biraz korkutuyor ama otelde kapanıp kalsam bile ortam değişikliğinin bana iyi geleceğine ve network açısından faydalı olacağına eminim.

Asıl amaç iş devri. Beraber çalışacağım arkadaşım ile masaya oturup elimdeki işleri hızlıca aktaracağım. Aylar öncesinden hazırlanmış bir listem var; bu akşam otelde son kez göz atıp yarın başlıyorum. Onun işe başlangıcı duyuruldu ama ben de anahtar roldeki kontaklara bir kez daha bilgi geçip sürecin sorunsuz ilerlemesini istiyorum. Çünkü benim de hayallerim var. Bir sonraki rol için niyetlendiğim bu dönemde hedef seçmenin ve odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu, doğru kişilerle desteklemenin işleri nasıl kolaylaştırdığını her geçen gün daha iyi anlıyorum.

Bu yolculuklar, havaalanı, uçuş, otel… Şehirde bir restoranda tek başına yemek yemek bile bazen hayaller ve hedefler üzerine düşünmek için harika bir fırsat. Yoğun gündemde aklımıza gelmeyenleri not almak için birebir. Şimdi ben de bu fırsatı değerlendirip bu satırları kaydediyorum. Birazdan o anlara geçiş yapacağım.

Sevgiyle… 



-----------------------

  • Krakow seyahati
  • Polonya iş seyahati
  • Philip Morris finans merkezi
  • Yurtdışı iş deneyimi
  • İş devri süreci
  • Kariyer hedefleri
  • Network oluşturma
  • Krakow gezi rehberi
  • Yurtdışında çalışma
  • İstanbul’dan Krakow’a
  • 10 Ocak 2026 Cumartesi

    A101 Ekstra’ya Karşı Tüketici Hakem Heyeti Başvurumu Yaptım: Hakkınızı Nasıl Ararsınız?

    Değerli Okurlar,

    Bir önceki yazımda, A101 Ekstra üzerinden aldığım Samsung Galaxy Watch 7 akıllı saatin iade sürecinde yaşadığım trajikomik olayları ve müşteri hizmetlerinin çözüm üretmekten uzak tavrını paylaşmıştım. Ne yazık ki geçen süre zarfında firma, ne paramı iade etti ne de iadesini hukuka aykırı şekilde reddettiği ürünümü bana geri gönderdi.

    "Kayıt açtık, bekleyin" oyalama taktiğinin sonu gelmeyince, bir tüketici olarak anayasal hakkımı kullandım ve süreci resmi makamlara taşıdım.

    Hukuki Süreç Başladı: Tüketici Hakem Heyeti

    10 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Yeni Mağazacılık A.Ş. (A101) hakkında Tüketici Hakem Heyeti'ne resmi başvurumu tamamladım.



    Başvuru Detayları ve Dayanaklarım:

    • Sipariş ve Ürün: 21.12.2025 tarihli, 3125122132443327 numaralı siparişimle tarafıma fatura edilen 5.399,00 TL tutarındaki akıllı saat.
    • Ürün Seri No: Cihazın şahsıma gönderilen faturasında yer alan RFAX818EVNA seri numarası ile başvurumu somutlaştırdım.
    • Fatura Bilgisi: A302025003053189 numaralı e-arşiv faturayı delil olarak sundum.
    • İade Talebi: Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği uyarınca, teslimat günü olan 24.12.2025'te (fatura tarihi ile aynı gün) başlattığım cayma hakkımın, firma tarafından "servis raporu" gibi mevzuatta yeri olmayan bahanelerle engellenmesini şikayet konusu yaptım.

    Mevcut Durum: Ürün A101’de Rehin Tutuluyor

    Ürünü 25.12.2025 tarihinde iade amacıyla firmaya teslim etmeme rağmen, aradan geçen 16 güne rağmen ürün hala tarafıma geri ulaştırılmadı. Firma hem paramı hem de ürünümü elinde tutarak açıkça tüketici mağduriyetine sebebiyet vermektedir.

    Takip Numarası: Şikayetim 2026/0303.234 dosya numarası ile işleme alınmıştır.

    Sonuç Olarak;

    Kurumsal bir yapı olduğunu iddia eden ancak basit bir iade sürecini bile yönetemeyen A101 Ekstra karşısında sessiz kalmayacağım. Tüketici Hakem Heyeti'nden çıkacak kararın, benzer mağduriyetleri yaşayan tüm kullanıcılara emsal teşkil etmesini umuyorum.

    Süreci buradan adım adım paylaşmaya devam edeceğim. Kimse "uğraşmaya değmez" demesin; hakkınızı aramadığınız her an, bu tarz kötü müşteri deneyimlerinin normalleşmesine katkı sağlıyorsunuz.

    A101 Ekstra’dan Teknoloji Alışverişi Yapacaklar Dikkat: İade Sürecinde Bir "Müşteri Mağduriyeti" Tecrübesi

    İnternet alışverişinin en temel kuralı güvendir. Ancak bazen bu güven, kurumsal bir ismin arkasına saklanan profesyonellikten uzak süreçlerle sarsılabiliyor. Bugün sizlere, A101 Ekstra üzerinden aldığım Samsung Galaxy Watch 7 akıllı saat siparişimle başlayan ve haftalardır çözülemeyen, "berbat" olarak nitelendirebileceğim müşteri deneyimimi aktaracağım.

    Eğer A101’den elektronik bir ürün almayı düşünüyorsanız, bu yazıyı okumadan karar vermeyin.

    Her Şey Nasıl Başladı?

    21 Aralık 2025 tarihinde A101 Ekstra web sitesinden bir akıllı saat sipariş ettim. Ürün 24 Aralık’ta elimize ulaştı. Ancak cihazın Apple iPhone modelleriyle artık uyumlu olmadığını (eski modellerin aksine) fark edince, ürünü hiç kullanmadan iade etme kararı aldım.


    Aynı gün müşteri hizmetlerini aradım, iade kaydımı oluşturdum ve "sürekli müşterileri olmadığımı, doğru yönlendirilmek istediğimi" özellikle belirttim. 25 Aralık sabahı saat benden teslim alındı. İşte o andan itibaren belirsizlik silsilesi başladı.

    Oyalama Taktikleri ve "Eksik Bilgilendirme" Tuzağı

    İadenin durumunu sormak için defalarca aramamın ardından, 5 Ocak tarihinde (yani ürün benden alındıktan 11 gün sonra) soğuk bir e-posta aldım: "İade talebiniz reddedilmiştir, ürün adresinize geri gönderilecektir."



    Neden mi? Meğer elektronik ürünlerde "servis raporu" gerekiyormuş.

    • Soru 1: İade kaydı oluştururken neden bu bilgi verilmedi?

    • Soru 2: Ürün 11 gün boyunca neden bekletildi?

    Çözümsüzlük Döngüsü: "Kayıt Oluşturduk, Bekleyin"

    Red kararından sonra süreci uzatmamak adına, "Tamam, ürünü bana geri gönderin, ben servise götüreyim" dedim. Ürünün seri numarasını istediler, hemen gönderdim. Ancak 6 Ocak’tan bu yana ne ürün tarafıma geri gönderildi, ne de yetkili servis bilgisi paylaşıldı.

    7 Ocak, 8 Ocak ve 9 Ocak tarihlerinde defalarca çağrı merkezini aradım. Aldığım cevap hep aynı: "Kayıt oluşturduk, başka yardımcı olamıyoruz."

    A101 Ekstra ve Yeni Mağazacılık A.Ş. Pişmanlıktır!

    Bugün 9 Ocak 2026. Param A101’de, ürün A101’de, bilgi ise kimsede yok! 21 Aralık’ta başlayan bu alışveriş serüveni, tam bir tüketici kabusuna dönüştü.

    Buradan Yeni Mağazacılık A.Ş. (A101) yetkililerine sesleniyorum:

    1. Müşteriyi yanlış/eksik bilgilendirerek süreci zora sokmak profesyonelliğe sığar mı?

    2. İadesini reddettiğiniz ürünü neden günlerdir "rehin" tutuyorsunuz?

    3. Çağrı merkeziniz neden sadece "not almak" dışında hiçbir yetkiye sahip değil?

    Sonuç: A101 Ekstra’dan bir daha asla teknolojik ürün almayacağım. Yaşadığım bu süreci Tüketici Hakem Heyeti dahil tüm yasal mercilere taşıyacağımı ve bu mağduriyet giderilene kadar her platformda dile getireceğimi kamuoyuna bildiririm.

    Siz de benzer sorunlar yaşamamak için teknoloji alışverişlerinizde müşteri memnuniyetine önem veren satış sonrası desteği güçlü olan firmaları tercih edin.


    GÜNCELLEME (10.01.2026): İlgili süreç, 2026/0303.234 başvuru numarası ile Tüketici Hakem Heyeti'ne taşınmıştır. Hukuki süreç titizlikle takip edilmektedir. Detaylar için tıklayın


    #A101 #A101Ekstra #MüşteriMağduriyeti #ŞikayetVar #SamsungGalaxyWatch7 #TüketiciHakları #YeniMağazacılık

    6 Ocak 2026 Salı

    Kurbağayı Yemek mi, Cam Silmek mi?

    Bugün 5 Ocak Pazartesi. Takvime bakarsanız yılın beşinci günü ama itiraf edelim; hepimiz için yıl aslında bugün başladı. Geçen hafta o "ara hafta"ydı; tatiller bağlandı, mailler birikti, herkes biraz yarım yamalak çalıştı. Ama bugün o büyük pazartesi; İstanbul trafiği her zamanki gibi yoğun ve hepimiz o tanıdık psikolojik savaşın içindeyiz.


    Son günlerde çalışma düzenim üzerine çok düşünüyorum. Hatta geçen Cuma gecesi radikal bir karar alıp takvimimde kendime nefes alanları açtım. Öğle aralarını blokladım, çalışma saatlerimin dışını Outlook takvimimde işaretledim. Bunu başkalarına bir mesaj olsun diye değil, aslında kendi verimliliğime duyduğum saygıdan yaptım. Bakalım bu yeni düzen, iş dünyasının o bitmek bilmeyen temposuyla nasıl bir ortak paydada buluşacak?


    Pazar Günü: Bir Meditasyon Biçimi Olarak "Cam Silmek"


    Size dünkü pazarımdan bahsetmek istiyorum. Sabah kafamda o meşhur soru: "Sporu sabah mı yapsam, öğleden sonra mı?". Tam bu ikilemdeyken eşimden o hayır deyemeyeceğim teklif geldi: "Bugün camları silsen mi?".



    Bizim evde cam silme işi bende. Ve dürüst olayım, ben bunu bir iş olarak değil, bir fayda-maliyet analizi ve hatta bir tür terapi olarak görüyorum. Düşünsenize; hem vücudunuz çalışıyor (bedava spor!), hem o sırada sevdiğiniz bir podcast'i veya YouTube içeriğini dinleyebiliyorsunuz. Kafanız günlük streslerden uzaklaşıyor. 2020’den beri o camlar sadece benim ellerimden geçiyor ve bu bana garip bir huzur veriyor.


    Kurbağayı Yiyemedim: Verimlilik Üzerine Bir Özelleştiri


    Dün camları bitirip duşumu aldıktan sonra, sanki bir güç beni çağırmış gibi bilgisayarın başına oturdum. Saat 16:00 ile 18:00 arası o meşhur "kurbağayı yemek" (Eat the Frog) stratejisini denemeye çalıştım. Yani en sevimsiz, en zor işi en başta aradan çıkarmak...

    Ama olmadı. O iki saat pek verimli geçmedi. Kurbağayı yemek yerine kenarından köşesinden küçük işlerle vakit kaybettim. Bazen ne kadar plan yaparsanız yapın, zihin o derin odaklanma noktasına hemen varamıyor. Sonra akşam ailemle vakit geçirdim, biraz televizyon karşısında kestirdim; ta ki gece 21:30’a kadar.


    İşte o an bir şey oldu. Herkes çekilince çalışma odama geçtim ve o aradığım odaklanmayı gece yarısına doğru buldum. Bir konuya derinlemesine daldığınızda, o ipuçlarını birer birer birleştirmeye başladığınızda aldığınız haz bambaşka. O an anladım ki; ben "eşek gibi" çalışmaya hazır olan ama bunun karşılığında nitelikli sonuçlar görmek isteyen biriyim.


    Sergen Yalçın Olmak mı, Koşmak mı?


    Geçenlerde bir yazımda Sergen Yalçın benzetmesi yapmıştım. Benim derdim artık sadece sahada çok koşmak değil; o kritik pası verecek, skoru değiştirecek, fark yaratacak projelere imza atmak. Evet, yükselmek istiyorum, global pozisyonlar hedefliyorum ama bunu sadece saatlerce bilgisayar başında kalarak değil, doğru zamanda doğru odakla yapmak istiyorum.


    Yeni yılın bu ilk gerçek mesai sabahında trafikte tıkanıp kalmışken bunları düşünüyorum. Geçen yıl iş yoğunluğu sürdürülebilirlik açısından zordu. Bu yıl ise daha akıllıca, daha derin ve daha nitelikli bir çalışma yılı olsun istiyorum.


    Sizde durumlar nasıl? Siz de dün akşam benim gibi o birikmiş maillerin arasında kendi yolunuzu aradınız mı? Yoksa hala o "kurbağayı" yemeye mi çalışıyorsunuz?

    2 Ocak 2026 Cuma

    Kadıköy Belediyesi ve Emlak Vergisi: Vergi Tavanı mı, Asma Kat mı?

    Yeni yılın hediyesi geldi: Kanun No. 7566, kabul tarihi 4/12/2025. Adı uzun, etkisi daha da uzun:

    VERGİ KANUNLARI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

    Resmî Gazete’de yayımlandı, Madde 10’a göre artık hepimiz “gayrimenkul yatırımcısı” değil, “vergi yatırımcısı” olduk.

    Kanun diyor ki:

    GEÇİCİ MADDE 23 – 2025 yılında 2026 yılı için takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri dikkate alınarak Kanunun 29 uncu maddesine göre 2026 yılı için hesaplanan bina ve arazi vergi değerleri, 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlasını geçemez.

    Ne kadar nazik bir ifade değil mi? “İki katını geçemez” yani iki katına kadar yolu var. Kadıköy Belediyesi bu fırsatı kaçırmamış, maşallah tam gaz gitmiş. 2025’te ödediğimiz 2.917 TL, 2026’da 3 kat artarak 8.751 TL olmuş. Tebrikler, tam 3 kat, hedef tam isabet!



    Bu durumu X’te şöyle özetlemiştim, tabii ki bir yanıt gelmedi:




    “Vergi artışı mı? Yok canım, sadece üç katına çıkardık. Kara mizahın zirvesi: Ev değil, vergi borcu büyüyor!”

    Kara Mizahın Altın Çağı:
    • 2025: “Vergi borcum var ama öderim.”
    • 2026 ve sonrası: “Vergi borcum var, acaba böbrek mi satayım?”

    Bu artışla birlikte, belediyenin yeni sloganı:

    “Kadıköy’de yaşamak ayrıcalıktır, 3 kat vergi ödemek zorunluluktur.”

    Google adsense

    Analytics